Genel

Bilim kurgu günü: Mutlu yıllar Isaac Asimov

Dünyanın dört bir yanındaki bilim kurgu hayranları 2 Ocak gününü ¨bilim kurgu günü¨ olarak kutluyor. Aslında bugünün bir başka özelliği daha var: 2 Ocak, Isaac Asimov gibi bilim kurgu türünün usta isimlerinden birinin doğum günü. Şimdi gelin bilim kurgu türünün serüvenini birlikte inceleyelim.

Bilim kurgu, hayatımızdaki değişikliklerin habercisi olan, bizleri yeniliklerle tanıştıran, geleceğe hazırlayan önemli bir janra. Gerek bilim kurgu kitapları, gerek bilim kurgu filmleri, gerekse bilim kurgu içerikli diziler hepimizin hayatında önemli kırılmalara yol açmıştır. Bu eserlerin sunduğu bakış açısıyla ortaya çıkan birçok teknolojik buluş da mevcut. Yani bilim kurgu sadece okuyucu ya da izleyiciyi etkilemiyor, onları harekete de geçiriyor.

Bilim kurgu türü bundan yaklaşık 300 yıl öncesinde bilimde yaşanan büyük gelişmelerden esinlenerek ortaya çıktı. O zamandan bu yana yazarlar geleceğin nasıl görüneceğini hayal ediyor ve eserlerinde geleceğin dünyasını anlamlandırmaya çalışıyor. Kıyamet sonrası toplumlar, uzaylı istilaları, robotlar ve çevresel felaketler, günümüzde hala popüler olan ve bilim kurgu türünde sıklıkla işlenen konular. Peki bilim kurgu tutkusu nasıl başladı?

18. yüzyıldan günümüze bilim kurgu 

Jonathan Swift’in 1700’lü yıllarda yayınlanan bilim kurgu unsurlarıyla dolu kışkırtıcı romanı ¨Güliver’in Gezileri¨ erken dönem bilim kurgu eserleri arasında gösteriliyor. Eserde Lemuel Gulliver, ütopik ve distopik toplumlarda çeşitli maceralar yaşıyor.

19. yüzyıla gelindiğinde ise ¨Frankenstein¨ önemli bir kırılma yaratıyor. Frankenstein, ahlaki bir bağlam olmaksızın bilimin genişlemesine karşı bir uyarı olarak görülüyor. Dinin yoğun bir şekilde yaşandığı Viktorya öncesi döneme odaklanan romanda bir bilim adamının insan yaratmaya çalışması o dönem için olağandışı bir konsept. Yine 19. Yüzyılda Jules Verne tarafından kaleme alınan ¨Denizler Altında 20.000 Fersah¨ kitabı da bilim kurgu türü için dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Verne’nin bu eseri daha sonra birçok bilim adamına ve kaşife ilham oluyor.

Zaman makinesi kavramı ortaya çıkıyor

19. yüzyılın sonlarında buhar makinesi, telefon ve elektrik gibi yeni teknolojilerin gelişmesi sıklıkla bilim kurgu eserlerine konu oluyor. Yine bu dönemde HG Wells, zaman makinesi konseptini ilk kez işliyor. 20. Yüzyıla gelindiğinde ise distopyalar yükselişe geçiyor. Bu dönemde okuyucu ile buluşan ¨1984¨ ve ¨Ben, Robot¨ kitapları yeni bir dönemin habercisi oluyor ve büyük kitlelere ulaşıyor. Hem George Orwell hem de Isaac Asimov bu kitaplarla birlikte bilim kurgu dünyasında önemli bir konum ediniyor. 1970’li yıllarda Philip K Dick önderliğinde gelişen bilim kurgu da hızla büyüyerek bugünkü halini alıyor.

Bilim kurgu türünün milenyum ile büyük bir ivme kazandığını söyleyebiliriz. Milenyum öncesi ortaya çıkan Star Wars, Blade Runner gibi eserlerin oluşturduğu altyapıyı iyi değerlendiren Matrix, bu alanda önemli bir değişim yaşattı ve bu değişimle birlikte bugün takip ettiğimiz içerikler ortaya çıktı.

Görüldüğü üzere bilim kurgu önemli değişimler sonucu ortaya çıkan bir tür. Belki de bilim kurguyu diğer türlerden ayıran özelliği geleceği konu edinmesi. Bugün yarına dair belli öngörülerde bulunabiliyorsak bunda bilim kurgu eserlerinin önemi yadsınamaz bir gerçek. 2 Ocak vesilesiyle hem bilim kurgu gününü hem de Isaac Asimov gibi bu türün önemli bir kaleminin doğum gününü kutluyoruz! Gelişim hiç bitmesin, değişim hep sürsün!

Paylaş
Etiketler
Close