Genel

Hukuksal açıdan yapay zeka ve robot teknolojisi

Yapay zeka ve robotlar geçmişten bu yana birçok yönüyle tartışılırken makine öğrenmesi ile birlikte hukuksal boyutunun irdelenmesi daha çok önem kazanmıştır.

İnsan yeteneğine yakın bir şekilde birtakım işlemleri yapabilen Yapay Zeka (Artificial Intelligence – AI) sisteminde, Veri Madenciliği (Data Mining) ile birlikte gelişen Makine Öğrenimi (Machine Learning) ve son yıllarda hayatımıza giren Derin Öğrenme (Deep Learning) İle birlikte programı iyileştirip, hataları öğrenme kabiliyetine sahip olan “kuvvetli yapay zeka” ayrımı ile yapay zeka ve robotların irade ve bilinçlerinin olabileceği tartışmalarını da gündeme getirmiştir.

Çünkü bu ayrım ile birlikte yapay zeka ve robotların, tanımlanmış veriler olmaksızın kendi kendine keşfettiği hatta daha iyi veri ve değişkenlere ulaşabildiği sistemlerden bahsedilmeye başlanmıştır. Bu yönüyle yapay zeka ve robotlar; hukuki boyutuyla bilhassa irade, bilinç, hak ve fiil ehliyeti ile sorumluluk kavramları ile birlikte irdelenir hale gelmiştir.

Kişi mi eşya mı?

Yapay zeka ve robotların insan eli ürünü olması nedeniyle salt eşya olarak ele alınmasının kafi olabileceği düşünülebilir. Ancak henüz hayatımıza tam anlamıyla girmemiş olsalar da hızla gelişen teknoloji ile birçok alanda hayatımızda olacak olan öğrenebilen, kuvvetli yapay zeka ve robotlar bu yaklaşımı bertaraf etmiş olmakla birlikte bu durum onları eşyadan ziyade bir statüye taşımıştır. Bu nedenle derin öğrenme sistemi ile beraber yapay zeka ve robotların eşyadan bağımsız bir hukuki statüde değerlendirilmesi yadsınamaz. Keza derin öğrenme sistemi, insan beyninin çalışma şeklinden ilham alınarak geliştirilen yapay sinir ağlarını ifade etmektedir ve insanın öğrenme, karar verme yöntemini yani nöronların çalışma şeklini taklit etmektedir.

Yapay sinir ağlarının keşfi neticesinde oluşan davranış ya da eylemlerin, makinenin iradesini temsil edip etmeyeceği noktasında yapay zeka ve robotların iradesi ile hak ve sorumlulukları tartışma konusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yönüyle yapay zeka ve robotların salt eşya olmaktan ziyade insan statüsüne yakın ya da başka bir hukuki statüde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği makul bir tartışma konusudur. Keza, günümüz hukuk sistemiyle yapay zeka veya robotun mülkiyetine sahip olan kişinin, kendi iradesi olmaksızın, yapay sinir ağlarının geliştirdiği bir davranış ya da eylem neticesinde oluşan hak ve borçların da sahibi olacağını söylemek çok kolay olmayacaktır.

İnsan beyninin taklit edilmesi oldukça zor ve aynı zamanda maliyetli bir süreçtir. Bunun nedeni, sonsuz sayıdaki yollardan doğru olanı seçme, karar verme, yapay zeka ve robot için karmaşık yapıları ifade etmektedir. Öğrenebilen yapay zeka ve robotlar için veri ne kadar çok ise yapay zekanın performansı da bir başka deyişle yeni veri ve değişkenleri keşfetmesi de doğru oranda artmaktadır. Bu durum da yapay zeka ve robotları eşya statüsünden uzaklaştırıp kişi statüsüne bir adım daha yaklaştırmaktadır.

Yapay zeka ve robotun öğrenebilmesinin, kendi kendini eğitebilmesinin henüz çok başında olsak da dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinden Microsoft, Amazon, Google, Facebook ve IBM başta olmak üzere teknolojiye ilişkin her platformda yapay zeka ve robotlar konusunda oldukça değerli çalışmalar yürütülmektedir. Tüm bu çalışmalar, kuvvetli yapay zeka ve robotların hayatımıza dahil olmasına çeyrek yüzyıldan da az bir zaman kaldığını gösteriyor.

Robotlara özel kişilik statüsü

Yapay zeka ve robotların yasal boyutları ile ele alınması durumunda irdelenmesi gereken konuların başında kişilik statüsü gelmektedir. Çünkü hukuk düzeninde hak ve borçlara sahip olmayı, kişi kavramı belirlemekte olup mevcut hukuk sisteminde gerçek ve tüzel kişi ayrımı bulunmaktadır.

Yapay zeka ve robotların gerçek kişi tanımına dahil edilmesi durumunda, yasal düzende gerçek kişiye tanınmış her türlü hak ve borçlara sahip olmalarının önünü açacaktır ki bu durum insan kavramı ile çelişen bir çok neticeyi doğuracak ve karmaşaya sebebiyet verecektir. Hak ehliyetini, doğduğu anda kazanan insana karşılık yapay zeka ve robotlarda doğmak ifadesi tam olarak hangi ana denk gelir sorusu bile tek başına bir karmaşadır.

Yapay zeka ve robotlara tüzel kişi gibi gerçek kişiden bağımsız bir kişi statünün tayin edilmesi değerlendirilen ihtimallerdendir. Roma Hukuku’ndan bu yana kişi ve eşya ayrımı yapılmakta olup hukuki yönüyle yapılan değerlendirmeler neticesinde yapay zeka ve robotlara işbu iki ayrımın arasında olan özel bir statünün verilmesi en makul değerlendirme olarak karşımıza çıkar.

Keza yapay zeka ve robotların eşya olarak nitelendirilmesinde ısrarcı olunması, zarar verme hüküm ve koşullarının uygulanması ile salt yapay zeka ve robotlara zarar verilmesine ilişkin çözüm ile yetinmeyi ifade edecektir. Oysa, bilhassa derin öğrenme sistemi ile günümüz teknolojisinde yerini bulan ve gelecek teknolojide tam anlamıyla hayatımızda olacak olan yapay zeka ve robotların zarara sebebiyet vermesi ya da hakkın konusu olmaktan çok öznesi olma ihtimali göz ardı edilmiş olacaktır.

Yeni nesil kölelik

Tam bu noktada Roma Hukuku’nda eşya olarak kabul edilen ve hak ve fiil ehliyetinin bulunmaması nedeniyle eylemlerinden sahibinin sorumlu olduğu kölelerden bahsetmek faydalı olacaktır. Keza hukuk sistemimizde yapay zeka ve robotların hukuki statüsü Roma Hukuku’ndaki kölelere benzerliği ile tartışma bulmaktadır. Bu tartışmanın temeli, robotların eşya olarak kabul edilmesinin üzerine oluşturulan ve insana zarar vermesi ya da hak elde etmesi durumlarına ilişkin yasal çözümü robotların sahibi üzerinden bulunmasının tercih edilmesidir.

Kişi ya da eşya yahut ayrı bir statü şeklindeki sınıflandırmaların temelini, hukuk sisteminde kişilerin hak ve fiil ehliyetine sahip olmaları nedeniyle eylem ve davranışlarından sorumlu olmaları ya da bir hakkın öznesi olmaları oluşturmaktadır. Yapay zekanın hak ve borçlarının olabileceği konusu bir başka deyişle kişi sayılabilmesi hukuk düzeninin tespit ve tayin edebileceği bir husustur. Bu hususun irdelenmesinin temeli ise derin öğrenme sistemi ile gelen teknolojik yeniliklerdir.

Hukukun, toplumu düzenleyen normlar bütünü olmasından hareketle, yasal normların toplumu doğrudan etkileyen teknolojinin yeniliklerine uyumlu olması en temel gerekliliktir. Yapay zeka ve robotlara eşya ile kişi arasında özel bir statü getirilmesi hak ve sorumlulukların belirlenmesi açısından en doğru seçenek olarak görülmektedir. Nitekim Avrupa’da yapay zeka ve robotlar için “elektronik kişilik” şeklindeki özel kişilik statü değerlendirmeleri de bu durumu haklı kılmaktadır.

İnsanlık için tehdit mi?

Gelecek teknolojinin getirdiği öngörüyle, hukuk sistemi içerisinde yapay zeka ve robotların kişilik statüsünün belirlenmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu husus, yapay zeka ve robotların insanlara zarar verme ya da insanlık için bir tehdit olma hallerinin bertaraf edilmesine ilişkin bir zorunluluk olmamakla birlikte yalnızca olası karmaşanın giderilmesinin gerekliliğidir.

İnsan hayatını bu denli kolaylaştıran teknolojinin sunmuş olduğu bir gelişimin tehdit olarak algılanması fikrine katılmadığımı da belirtmek isterim. Bu fikir esasında, gelecekte insanın insanlık için tehdit olup olmadığına ilişkin soruya verilecek olan cevap ile aynıdır. Gelinen aşamada kendini keşfedebilen, eğitebilen yapay zeka ve robotlardan bahsetsek de insan eliyle üretilen yapay bir kurgunun tehdit olarak algılanmasına çok yakın tarafta olmasam da bu konu bugünün teknolojisi ile yarına baktığımızda temelde tartışmaya değer bir konudur.
Dün, bugün ve yarının teknolojisi olarak baktığımızda; silah, insanlık menfaatine olan bir buluşken insana ve insanlığa karşı tehdit haline gelmesinin sebebi şüphesiz silahın kendisi değil insandır. Elbette burada amaç, öğrenebilen yapay zeka ve robotlar ile silahı kıyaslamak olmayıp temel sorunun insanın kendisi olduğunu vurgulamaktadır.

Bugünün teknolojisinde yapay zeka ile insanlar neyi amaçlıyor ve geleceğin teknolojisinde neleri öngörüyor şeklindeki soruların cevabı yapay zeka ve robotların insanlık için tehdit olup olmadığını, insanları ele geçirip geçiremeyeceğini belirleyecektir. Bu söylem, şüphesiz öngörülebilenler ile sınırlı olmakla birlikte gelişen teknoloji ile değişebilecek değerlendirmelerdir.
İnsan, derin öğrenme sistemine sahip yapay zeka ve robotların getireceği olası riskleri öngörebilecek ve yönetebilecek varlıklardır. Derin öğrenme sistemi yani yapay sinir ağı insan beyninin yapabildiklerinin çok azını karşılar niteliktedir. Bu nedenle, yapay zeka ve robotların insan için bir tehdit olduğunu savunan görüşler yerinde değildir.

Mevcut gelişmelerden kaygılanmak yerine, zaman kaybetmeden hukuk düzeninde doğru standartları yakalar, hukuki statülerin sınırlarını belirler ve norm haline getirebilirsek şüphesiz bu, toplum adına en faydalı iradeyi temsil edecektir. Kim bilir gelişen teknoloji ile birlikte tüm bu normları da öğrenebilen yapay zeka ve robotlarımız olur. Bugün, Google’ın yapay zekası kendini eğitmeyi öğrendi bile…

Bu bakış açısıyla, yapay zeka ve robotların kişilik statüsü yasal değerlendirmelerin temeli olarak ele alınsa da, salt hak ve borç sahibi olmalarını irdelemek de hatalı bir yaklaşım olacaktır. Hukukun birçok alanına etki eden yapay zeka ve robotlar, emsal olarak iş hukuku mevzuatındaki mesai sınırı olmaksızın ve daha az hatalı seri üretime dahil olarak faydalı bir amaca hizmet etse de aynı zamanda birçok kişinin işsiz kalması, istihdam sorunu, yapay zeka ve robot kullanamayan firmaların normal çalışma düzeni ile seri üretime devam etmesi nedeniyle haksız rekabet gibi temel sorunlar söz konusu olacaktır. Bu yönüyle de ekonomik kaygıların önüne geçilmesi adına da medeni hukuka ilişkin düzenlemelerin yanında özellikle iş, ticaret ve vergi hukukuna ilişkin düzenlemelerin olduğu ve tayin edilecek olan kişilik statüsüne göre robotların hak ve borçlarının da düzenlendiği bir mevzuat ile tüm bu hususları standardize etmek kaçınılmaz gözükmektedir.

Issac Asimov’un Üç Robot Yasası

Yapay zeka ve robotların hukuk normunu öğrenme ihtimalinden bahsetmişken Issac Asimov’un Üç Robot Yasası’na değinmek faydalı olabilecektir. Nitekim, Avrupa Parlamentosu’nda oluşturulan raporda bu yasaya değinilmiş ve makine koduna çevrilemeyen bu yasanın yapay zeka ve robotların kendi farkına varmaları neticesinde daha anlamlı hale geldiği vurgulanmış ve makine öğrenmesinden önce Asimov’un bu yasası robot üreticisi, operatörü için konulmuş kurallar olarak göz önüne alındığı raporlanmıştır.

Asimov’un bu yasası, gelişen teknolojinin önemli bir parçası olan robotlara ilişkin olası düzenlemelerin ya da gerçekleştirilecek çalışmaların temel ilkeleri olarak karşımıza çıkacaktır. Adı geçen yazarın, robotların uyması gereken kuralları belirlediği bu yasanın ilk hali aşağıdaki tabloda sol tarafta yer almaktadır. Yazarın ilk etapta kurguladığı işbu üç yasa ile temel olarak, robotlar tarafından insanlara yönelik kötü muamelelere engel teşkil eden kuralları düzenlemek olduğu söylenebilecektir.

Yazar, robotların insanlara kötü muamele etmemesini ya da edilmemesini ve robotların kendisini korumasını sağlayan bu kurallara ek olarak insanlık adına da bir hüküm eklemenin faydalı olacağını düşünerek “Sıfırıncı Yasa” olarak nitelendirdiği bir hüküm kurgulamıştır. Bu hüküm ile beraber yazarın ilk etapta kurguladığı ve tablonun solunda yer alan versiyonundaki yasanın ilk kuralını da güncelleme ihtiyacı doğmuştur. Sıfırıncı yasanın eklenmesi ve ilk kuralın güncellenmesi ile Issac Asimov’un Üç Robot Yasası’nın son hali aşağıdaki tabloda sağ taraftaki gibidir:

  1. Bir robot, bir insana zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz.
  2. Bir robot, birinci kuralla çelişmediği sürece bir insanın emirlerine uymak zorundadır.
  3. Bir robot, birinci ve ikinci kuralla çelişmediği sürece kendi varlığını korumakla mükelleftir.
  1. Bir robot, insanlığa zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz.
  2. Bir robot, sıfırıncı yasayla çelişmediği sürece bir insana zarar veremez ya da zarar görmesine seyirci kalamaz.
  3. Bir robot, birinci kuralla çelişmediği sürece bir insanın emirlerine uymak zorundadır.
  4. Bir robot, birinci ve ikinci kuralla çelişmediği sürece kendi varlığını korumakla mükelleftir.

Issac Asimov’un Üç Robot Yasası’nda, “Sıfırıncı Yasa” ile getirilen kural ile temelde robotların insana kötü muamelede bulunmasına ilişkin amaç yerini insanlık için insana kötü muameleye izin verme kuralına bırakmıştır. Şüphesiz kurgudan ibaret olan bu kuralların bilhassa gelişen teknoloji ile gerçek değerlendirmeler ile de yakınlığı takdir hakkeder ve merak uyandırır boyuttadır.

Öğrenebilen robotun ikinci kuralı ihlal etmesi durumuna ilişkin tüm cevaplar sorumluluk hukukunun konusu olabileceği söylenebilecektir. Bu noktada, insan emrine uymayan robotun zarara sebebiyet vermesi durumunda robotun iradesinden bahsetmek ne kadar mümkün olabilir ki sorumluluk hukuku uygulansın şeklindeki soruları duymak olağan ve temel olarak tartışılması gereken bir konudur. Bu tartışma bir kenara, Avrupa’da yapay zeka ve robotların sebep olacağı bu tür zararları koruma altına almak adına zorunlu sigorta modeli ve tescil sistemine ilişkin düzenlemeler getirilmiştir.

İnsansı Görünümde Olmasının Etkisi

Günümüzde yapay zeka ve robotlar hakkında herkesin dikkatini çeken ve en çok tartışılan konu ise robotların insansı bir görünüme sahip olmasıdır. Robotların, insana değer katan özelliklerin hangilerine sahip olduğu şeklindeki robot ve insan kıyaslamaları başta sosyoloji, felsefe ya da robot bilimi olmak üzere diğer bilimlerin alanına girmektedir. Hukukun, robotun insansı görünümünden ziyade yarattığı neticeye ilişkin kurallar bütünü ile ilgilendiği söylenebilecektir.

Burada ifade edilmek istenen; eve geldiğimi anlayan telefon ve mobil uygulamalar, bilgisayarımda yüklü bir uygulama üzerinden araştırdığım bir otelin reklam olarak karşıma çıkması, ilkokul arkadaşımı bulan uygulamalar gibi yapay zekaya ilişkin günlük hayatta karşılaştığımız birtakım emareler olmakla birlikte birçoğu kişisel verilerin korunmasına ilişkin mevzuat ya da Mayıs 2018 itibariyle önem kazanacak olan AB Genel Veri Koruma Yönetmeliği (EU General Data Protection Regulation GDPR) ile uyumlu değil ise hukuk ihlali olarak nitelendirilebilecektir. İnsansı görünüme sahip robotların olmadığı bu örneklerden hareketle hukuk, bu ihlallerden sorumlu olacak statünün belirlemesine hizmet etmelidir.

Şüphesiz, yapay zeka ve robotlara ilişkin herhangi bir düzenleme getirmemiş bir hukuk sisteminde robota sırf insansı görünüme sahip diye vatandaşlık vermek hukuki dayanaktan yoksun tüm yasal yönleriyle değerlendirilmeye muhtaç bir karardır.

Paylaş
Etiketler

İlgili yazılar

Close